Gamzenur Savuran – AICOSPORTS Pedagog & Çocuk Psikoloğu

Maç öncesi çocuğunuzun yüzündeki ifadeyi gördüğünüzde aklınıza şu soru gelebilir: “Bu heyecan mı, yoksa kaygı mı?” Aslında iki duygu da benzer fiziksel belirtiler gösterebilir; kalp atışlarının hızlanması, ellerin terlemesi, nefesin hızlanması… Ancak aralarındaki farkı bilmek, ebeveyn olarak nasıl destek vereceğinizi belirlemenizi sağlar. Heyecan, performansı yükseltebilen pozitif bir enerji kaynağıdır; kaygı ise çoğu zaman performansı düşüren bir baskı unsurudur.

1. Heyecan ve Kaygı Arasındaki Temel Farklar

Heyecan, beklenen bir olayın getirdiği pozitif uyarılma halidir. Çocuğunuzun maçı sabırsızlıkla beklemesi, sahaya çıkarken gülümsemesi ve “Bugün kendimi göstereceğim” demesi heyecanın göstergesidir. Kaygı ise olumsuz senaryolara odaklanma ve başarısızlık korkusudur. “Ya hata yaparsam?” veya “Antrenörüm kızarsa?” gibi düşünceler kaygıyı besler. Ebeveynler için bu farkı anlamak, çocuğa doğru yaklaşımı belirlemede kritik rol oynar. Heyecan, desteklenmesi gereken bir duygudur; kaygı ise yönetilmesi gereken bir durumdur.

2. Fiziksel Belirtileri Ayırt Etmek

Her iki duygu da bedende benzer tepkiler oluşturabilir, ancak süre ve şiddet açısından farklılık gösterir. Heyecanda kalp atışı hızlansa da kısa sürede dengelenir, çocuk odaklanmaya devam eder. Kaygıda ise bu belirtiler uzun sürer ve sahada hata yapma olasılığını artırır. Örneğin, heyecanlı bir sporcu sahaya enerji dolu çıkar; kaygılı bir sporcu ise omuzları düşük, bakışları kaçan bir duruş sergileyebilir. Ebeveyn olarak maç öncesi ve sırasındaki bu ince farkları gözlemlemek, doğru destek stratejisini belirlemenize yardımcı olur.

3. Çocuğunuza Farkındalık Kazandırmak

Heyecan ve kaygıyı ayırt etmek, çocuğunuzun kendi duygularını anlamasını ve yönetmesini kolaylaştırır. Bunun için ona basit sorular sorabilirsiniz: “Şu anda hissettiğin enerji seni motive mi ediyor, yoksa geriyor mu?” Bu tür sorular, çocuğun içsel farkındalık geliştirmesini sağlar. Ayrıca, hislerini ifade etmesi için güvenli bir alan yaratmak, ileride stresli anlarla başa çıkma becerilerini güçlendirir.

4. Heyecanı Performansa Dönüştürmek

Heyecan, doğru yönlendirildiğinde büyük bir motivasyon kaynağıdır. Çocuğunuzun bu enerjiyi pozitif şekilde kullanması için maç öncesi küçük ritüeller oluşturabilirsiniz. Örneğin, sevdiği bir şarkıyı dinlemek, kısa bir nefes egzersizi yapmak veya “Başarabilirim” gibi olumlu cümleler tekrar etmek heyecanın pozitif etkisini artırır. Ebeveyn desteğiyle bu ritüeller, çocuğun performansını yükselten alışkanlıklara dönüşebilir.

5. Kaygıyı Azaltma Stratejileri

Kaygı durumunda hedef, zihinsel ve fiziksel rahatlama sağlamaktır. Bunun için nefes teknikleri, hafif esneme hareketleri ve pozitif görselleme yöntemleri kullanılabilir. Ebeveyn olarak çocuğunuza “Sonuç değil, süreç önemli” mesajını vermek, performans üzerindeki baskıyı hafifletir. Ayrıca maçtan önce “Hata yaparsan da sorun değil, önemli olan elinden geleni yapmak” gibi güven verici cümleler kurmak, kaygının azalmasına yardımcı olur.

6. Günlük Hayata Entegre Edilebilecek Mini Egzersizler

Kaygıyı azaltma teknikleri yalnızca maç öncesinde değil, günlük yaşamda da uygulanmalıdır. Örneğin, okuldan sonra birlikte 5 dakikalık nefes çalışması yapmak, akşam yemeğinde günün en olumlu anını paylaşmak veya hafta sonu kısa doğa yürüyüşleri düzenlemek çocuğun zihinsel rahatlamasına katkı sağlar. Bu küçük ve düzenli uygulamalar, stres yönetimini bir alışkanlık haline getirir ve sahadaki performansa doğrudan yansır.

7. Ekstra Bölüm: Aile İletişiminin Etkisi

Ebeveynlerin tutumu, heyecan ve kaygı arasındaki dengeyi doğrudan etkiler. Fazla baskıcı veya beklentisi yüksek bir yaklaşım, heyecanı kolayca kaygıya çevirebilir. Bunun yerine, çocuğunuzun duygularını kabul eden ve onu koşulsuz destekleyen bir iletişim dili kullanmak çok önemlidir. Özellikle maçtan önce gerginliği artıracak eleştirilerden kaçınmak, performans üzerindeki baskıyı azaltır.

8. Uzman Desteği Gereken Durumlar

Eğer çocuğunuz sürekli olarak maçlardan önce yoğun kaygı belirtileri yaşıyorsa ve bu durum performansını olumsuz etkiliyorsa, bir spor psikoloğundan veya pedagogdan destek almak faydalı olabilir. Uzman desteği, çocuğun zihinsel dayanıklılığını artıracak kişisel stratejiler geliştirmesini sağlar.

Bu ve benzeri konularla ilgili sorularınız için bizimle iletişime geçebilirsiniz. Çocuğunuzun spor hayatında hem fiziksel hem de zihinsel gelişimi için yanınızdayız.